Plastik Kablo ve Zavallı Bilekler (Onur666)

Zihnimde mi yankılanıyordu bu ses yoksa 1 metre kadar üzerinde sallandığım taş zeminde mi, emin değilim…ama gittikçe yaklaşıyordu…
Eklem yerlerim bilmem kaçıncı saatten sonra yalvarıp bağırmayı bırakmıştı…şimdi sadece, ince ama keskin bir sızı kalmıştı plastik kabloların sardığı ve tüm ağırlığımı taşıyan -en zavallı yerim olan- bileklerimde…

TAK!TAK!TAK!
duyuyorum sigarasının dumanını üflüyor şimdi!…duruyor…bilmiyorum ne kadar yakın bana…bilmiyorum,lanet bantlardan göremiyorum,o görüyor mu beni…ve bilmiyorum ne kadar dayanır bileklerim…ama o biliyor…herşeyi bildiği gibi…ve görüyor ve bekliyor…ne kadar daha direnebilirim teslim olmamaya…teslim olmamak mı(?)…burda tavanda asılı olan kim be adam!neden direniyorsun mini minnacık olmamaya…ya da nasıl direnirsin hala…tek gerçek direnç bileklerinde şimdi…kan sızan,morarmış zavallı bileklerinde…

“yaptığın holywood,sibel can ve isveç diyetlerinden daha çok işe yaramış bak benim belirlediğim şeyleri yemen…ve tabii ki içmen…” aklımda dönüp duruyordu her kelimedeki dehşetengiz vurgusuyla bu son cümlesi,ben paslı,kırık eski aynada, gerçeğimden daha az zavallı olan yansımama bakarken…
morluklar,çizikler ve kabuk bağlamaya yüz tutmuş yaralarla kaplı derimin altında eski birikimlerimden eser kalmamıştı…ki açık açık görebiliyordum, hala şiddetle inip kalkan göğüs kafesimi sarmalayan kaburgalarımı…
tavanda geçen bir kaç geceden sonra yere inmiş olmama sevinemiyordum artık…zira soğuk taş zemin,temas etmeden daha sıcak görünüyordu bana…

3 gün…3kere ışık girdiğini gördüm, şu ufak pencere bozması gedikten…demek ki 3 gün olmuş, en azından bayılmadan 3 kere gördüm ordan güneşe ait olduğunu umud ettiğim ışığı…peki ne kadar bilinçsiz yattım…GÜNLERDİR BURADAYIM ALLAHIM!…buranın dışında bir yerlerde bir hayatım vardı..belki bir iki gün sorun olmazdı…ama en iyi ihtimalle bir haftadır burdayım…

bilmiyorum…emin değilim…gerçekten istemesem, kimin gücü yeterdi ki aslında buna…bu tutsaklığa…dillema tepelerinde dolanıp durmak bedenimdeki zonklamalardan daha rahatsız edici…
kaç gün oldu…bu neden bu kadar önemli…hep yeni bir hayat istememiş miydim?peki ya o mermerden oyulmuş surattaki gülümseme ne demişti sana:”yeni yaşamına hoş geldin…”

gerçekten inanmamıştım arabasının bagajına sığacağımı söylediğinde…sonuçta küçük bir arabaydı…ama fiyakalıydı…

sarsıntılardan önce rahat bile sayılırdım. aslında..bir süre asfalt yolda ilerledik…ama sadece bir süre…sonra sekmeler ve zıplamalarla çalkalanmış kola gibi hissetmeye başladım kendimi…ellerim boynum ve bacaklarım mühendis işi bir el becerisiyle bağlanmıştı…-küçükken- kurbanlık hayvan taşındığını çok görmüştüm böyle….bir cenin pozisyonundayım ve kordonum beni kıskıvrak yakalamış..ne ironik, oysa hiç birzaman iddia etmemiştim doğuştan bir köle olduğumu…”i was born to die!” ve kabinin içine sızan şarkıdan dilime takılan buydu…
araba durdu…müzik durdu…Tak!Tak!ayak sesleri…ve dev silüetinin ardında sonsuz bir ışıma…sonunda gelmiştim mezbahama…

plastik kablo ve zavallı bilekler: son/mutlakiyet

Konsatrasyon,adaptasyon…

O kadar çok gürültü geliyordu ki aralık kalmış pencereden…hava da bir ayaza yazmış gece…hele hele kaba etlerse açıkta kalan, böylesi rüyalar pek normal…ancak o sesler…dışarlıklı sesler…zerzevatçı,sucu ve tüpçü…ne olurdu tamamalyabilseydim rüyamı…ne olurdu bir 15 dakika geç başlasaydınız bu sabah mesaiye…
şimdi yattığım yerde düşünüyorum,’nedir elimde kalan ve nedir aslolan;
“yıldızlaaaar suuuuu ve badades soğaaaan!”

No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: