Domme’lar, Kis ve İstanbul …(Jason Bourne)

BDSM denen, hayatlarımızı kendine, kendini tutkularımıza, günahlarımıza esir eden, tasmanın ucundan tutan elin sisli puslu olduğu bu merede en çok yakışan mevsim hangisidir düşündünüz mü hiç?

Bence kıştır.

Yaz aylarıyla hımbıllaşıp gevşeyen doğanın sarsıcı bir gerçeklikle silkinip asıl dirilişini yaşadığı mevsimdir kış.

Üstünlüklerine samimiyetle inandığımdan benim için her biri ayrı saygınlıkta ve domme, ama genlerinde yatandan bihaber olanların çoğunluğu oluşturduğu yalnız kadınları şevkatle sarmalayan tek mevsimdir aslında. İçtenmiş gibi gözüken, aklınıza gelebilecek tüm günahlara vize veriyormuşçasına cömert bir maskeyle dolaşan, fakat rutubetli İstanbul öğlenlerinde yalnızlığın kara humma gibi zihnimize sülük gibi yapışmasına sebep olan yaz aylarından daha merttir kış.

Denizden, sahile yaklaşan karayel, sedef kakmalı deri bir kırbaç gibi Caddebostan sahillerini kamçıladığında dalgakıranların itaatini izlediniz mi hiç hayranlıkla. Ya da bu ritüeli hüzünlü gözlerle izleyen, haylidir tenine yürekten bir erkeğin teni değmemiş olan orta yaşlı kadınların sahil yürüyüşlerine tanık oldunuz mu?

En domme, en sert, en güçlü olanının dahi dokunduğunuzda 4 yaşındaki bir kız çocuğunun masumiyetine dönüşmelerini sağlayan coğrafyaları vardır. Göremeyenlerin, bunu görememe sebepleri o kadınların bu zaafı sakladıklarından değildir. Bir kadının gözlerine nasıl bakılacağını bilmediğinizdendir. İstanbul’ un erkekleri, gezegenin diğer kalanı gibidir.

Ama İstanbul’un kadınları, İstanbul gibidir.

En emin olduğunuz anda sizi dünyanın en şaşırtıcı sürpriziyle başbaşa bırakıp geleceğinizi yakabilir, ya da mutlulukla cilalayabilirler.

Mahur Erenköy sabahları nasıl ki akıl almaz bir huzurla, sahra ıssızlığını aynı anda üflüyorsa, kadınları da öyledir. En anaç anlarında bile merhametin uğramadığı insafsızlıklarını kınlarından çıkartıp kalbinize saplayıverirler. Ölmez, ama hayat boyu kanarsınız.

İstanbul’ da, kadınları gibidir. Siz ne kadar bakmayı bilirseniz, o da o denli güzelliklerini gösterir size. Bu dünyanın içinde ayrı bir özerk gezegen gibidir. Kadınları bu yüzden özeldir.

Hangi kentten gelmiş olursa olsun, her kadını kendi kahkaha, gözyaşı, mutluluk, hüzün, ahlak ve ahlaksızlıklarıyla yoğurmayı başarır. Boğaz Köprüsünden geçerken camı aralayıp Anadolu Kavağına bakarken gözleri esen lodosla yalanan bir kadın artık nereliyse, “oralı” olamaz, İstanbul’ ludur.

Tapılası, birbirinden farklı tad ve dokulara sahip binlerce ayak, parmak arası terliklerle vedalaşarak yüksek ökçeli kışlık ayakkabılara, çizmelere, yeni ikametlerine geçecekler. İnsanın yüzünü yakarcasına keskin esen fırtınaların ardından yağan yağmurlarla raksedecekler, yağmurun nemi çizmelere sızacak ve naylon çoraplardan izin kopartarak tabanlardaki terle flörte başlayacaklar.

Vapurla seyahat edenler, sabah gazetelerini okuyan kadınların topuklarından kurtulmuş parmak uçlarında sallanan ruganlarını izleyerek martılara simit atmayı ihmal edecekler.

Taksim Meydanında yüzlerce yüksek ökçenin ritmik sesleri birbirine karışacak, trafiğin gürültüsüyle birleşerek isimsiz Jazz şarkılarına dönüşecekler.

Kimi kadınlar uzun kışlık mantolarının kol kanat gerdiği bacaklarındaki tutkulu köle öpücüklerinin hazzıyla yürüyecek, kimileriyse itaatkar erkeklerin bakışlarını tahlil için cafelerde pusuya yatacak.

İstanbul’ un dominantları da, İstanbul gibidir …

Tam insafsızlıklarına, hoyratlıklarına, size yaşattıkları öksüzlüğe isyan noktasına geldiğinizi hissettiğiniz anda anne karnındaki huzurunuzu aratmayacak ufak bir dokunuşla teninizde karnavallar yaşatırlar.

Dengesizliklerinden mi?

Hayır…

Biz erkeklerin denge fukaralığından.

Hep yaşadığımız anın içine sıkıştığımız ve geçmişle geleceği ıskaladığımızdan. Doğamızda var bu.

İstanbul, içinde yaşayan kadınları kendine benzetir. O kadınlar da kendilerine ait erkekleri, köleleri…

İstanbullu olabilmenin yolu, kadınlarından geçer bu yüzden.

Ardarda açılan yüzbinlerce latex fermuarının hışırtısını andıran bir uğultuyla boşalacak yakında yağmurlar.

İstanbul “kadınlarını” sarmalayacak, kadınlar erkekleri İstanbullu yapacak …

No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: